15 Eylül 2022, Perşembe

‘HENDEK İÇİN ADALET’ ÇAĞRISI CEVAP BULMALIDIR.

“Sanıkların ‘Dosya içeriğine ve oluşa uygun olarak’ olası kastla insan öldürmekten cezalandırılmaları, işçi katliamlarını önlemede, cezasızlık pratiğine son vermede bir dönüm noktası olabilir.”

Av. Ahmet ERGİN*

Hendek toplu iş cinayeti/işçi katliamı davasının karar duruşması olması beklenen seri duruşmaları geçtiğimiz pazartesi ve salı günü gerçekleşti. 7 işçinin hayatını kaybettiği, 127 işçinin yaralandığı Sakarya Hendek’teki Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında yaşanan patlamanın ardından açılan davada karar çıkmadı ve duruşma 28 Şubat’a ertelendi.

Bir önceki duruşmada savcı esas hakkında mütalaasını sunmuş, ikisi tutuklu yedi sanığın bilinçli taksirle birden çok kişinin ölümüne sebep olduklarından cezalandırılmalarını istemişti. Mahkeme ise müştekilere ve sanıklara esas hakkında beyan ve savunmalarını yapmak üzere süre vermişti. Bu nedenle seri duruşmaların karar duruşması olması bekleniyordu. Karar duruşması beklentisinin de etkisiyle diğer duruşmalardan biraz daha fazla destekçi duruşmaların görüldüğü Ferizli’ye gelmişti. EMEP Genel Başkanı, HDP, TİP ve CHP milletvekilleri, DİSK, TMMOB ve kitle örgütü yöneticileri ile üyeleri salonda yerini almıştı.

AİLELER: MÜEBBETLE CEZALANDIRILMALILAR

Duruşma başladığında usul gereği ilk sözü çocuğunu, kardeşini, eşini kaybeden ailelerin ve yaralanan işçilerin bir kısmı aldı. Aileler, sanıkların, bu ölümlerin yaşanmasını öngörmelerine rağmen, daha çok para kazanma hırsıyla önlem almadıklarını ve kasıtlı olarak bu suçu işlediklerini belirterek en ağır cezayla, müebbetle cezalandırılmalarını istediler. Aileler, ancak böyle bir cezanın adalete hizmet edebileceğini ve yeni işçi katliamlarını önlemeye yarayacağını söylediler.

İHMAL DEĞİL OLASI KASTLA ÖLDÜRME SUÇU

Sonrasında ise yakınlarını kaybeden ve yaralanan işçilerin katılanların 11 avukatı söz aldı. Katılan vekilleri, fabrikadaki kadın emeği sömürüsünden, çalışma düzenine; fabrikada yaşanan önceki “kazalardan” bilinçli olarak tercih edilen tedbirsizlik zincirine kadar tüm süreci özetlediler. Katılan vekilleri savcının iddianamesinin yetersizliğini, deliller ve hukuki gerekçeleriyle ortaya koydu ve sanıklardan patronlar Ali Rıza Ergenç Coşkun, Yaşar Coşkun ile fiilen işveren vekili olan Ustabaşılar Hasan Ali Velioğlu ve Erşan Öztürk’ün olası kastla 7 işçiyi öldürmekten ve onlarca işçiyi yaralamaktan; diğer sanıkların ise bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya sebebiyet vermekten cezalandırılmasını, yaşı gerekçe gösterilerek hiç tutuklanmayan büyük patron Ali Rıza Ergenç Coşkun’un hükümle birlikte tutuklanmasını istediler.

Bu sırada küçük patron Yaşar Coşkun ve müdafileri başta olmak üzere bazı sanıklar ve avukatları, ailelerin desteklenmesinde ve hukuki olarak altı doldurulan ve yaşanan gerçeğe uygun olan cinayet suçlamasından yakındılar, provokatif tepki gösterdiler.

DEVLETİN SORUMLULUĞU UNUTULMASIN

Katılan vekilleri ayrıca kamu denetiminin önemine dikkat çekerek, devletin denetim görevini yerine getirmediğini yine dosyadaki ifadeler, bilirkişi raporları ve diğer delillerle ortaya koydular. Öncesinde müşteki avukatlarının talebi olmasına rağmen, iddianamede denetçilerin ve devletin sorumluluğuna ilişkin bir bölüm bulunmadığını belirten katılan vekilleri, mütalaada da bu hususa değinilmediğini söylediler. Katılan vekilleri, duruşmada, yasa, tüzük, yönetmelik ve uluslararası sözleşmelerle kendilerine görev yüklenen Valilik, Belediye, Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Çalışma Bakanlığı ile bu kurumların görevlendirdiği denetçilerin görevlerini yapması halinde katliamın önlenebileceğini vurguladılar. Aileler, sonuç olarak kamu görevlilerinin yargılanması için mahkemenin hükümle birlikte suç duyurusunda bulunmasını talep ettiler.

PATRON SANIĞA EK SAVUNMA ŞOKU

Katılan vekillerinin konuşmalarının ardından sanık savunmalarına geçildi. Tutuklanmaktan endişe ettiği için yine rapor alan Ali Rıza Ergenç Coşkun’un müdafileri savunmalarını yaptı. Bu sırada Mahkeme Başkanı, bu sanığın ve diğer sanıkların olası kasttan ek savunmalarını yapmalarını istedi. Mahkemenin, katılanların taleplerine, dosya içeriğine ve hukuka uygun olan bu talebi sanıkları şoke etti.

Duruşmaların ikinci gününe yaşadıkları şok damga vurdu. Fabrikadaki ikincil düzey yöneticilerin dışında kalan yöneticiler ve patronlar gerçek anlamda savunma dahi yapamadılar. Patronların ve vekillerinin savunma yerine sataşma taktiği, katılan vekillerinin ve ailelerinin yeterli avukat bırakarak salondan ayrılmasıyla boşa düşürüldü.

BEDEL ÖDEMEKLE YÜZLEŞMENİN SANCISI

Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında, 2009 yılından itibaren davaya dönüşen 5 ayrı “iş kazası” yaşamış, bu kazalarda 4 işçi can vermesine, onlarca işçi yaralanmasına rağmen patronlar ve işveren vekilleri bir gün bile tutuklu kalmamıştı.

Bu dava ise bu kez yaptıklarının, kâr hırsı için işçi canını hiçe saymanın bedelini ödemekle yüzleştirmişti patronları. Duruşmalarda işçileri tehdit etmelerinin, işçi avukatlarına sataşmalarının altında yatan bu kez cinayetlerinin üzerini örtememeleri oldu.

Son büyük katliamda yaralanan işçiler, yakınlarını kaybeden aileler susmamıştı. Güçlü bir hukuki destek almışlardı. Onlarca avukat onları gönüllü bir şekilde savunuyordu kendilerini. Barolar işçilerin yanında davaya katılma talebinde bulunuyor, siyasi parti başkan ve yöneticileri, muhalefet partilerinden milletvekilleri, sendika ve meslek örgütü temsilcileri fiziken de işçilerin yanında yer alıyordu.

Sanıklar ve vekilleri ise olası kast ihtimali nedeniyle ek savunma istenmesinin, mahkemenin destekçilerden etkilenmesinden kaynaklandığını öne sürdüler. Bunun bir nedeni, bırakalım suçsuzluklarını, katliamı hafifletecek bir argüman dahi bulamamalarıdır. Diğer nedeni ise mahkemeyi “tersten etkileme” taktiğidir. Mahkemenin “kamuoyundan etkilenmediğini” göstermek için hak ettiklerinden daha az ceza vermesini amaçlıyorlar.

DÖNÜM NOKTASI OLABİLİR

Özetlemeye çalıştığımız tablo, Hendek davasını çok kritik bir noktaya getirdi. Soma’da Yargıtaydaki heyete müdahale ile yarım kalan bu kez tamamlanabilir. Dava ailelerin dediği gibi tüm Türkiye’nin, Türkiye işçi sınıfının davasıdır. Sanıkların “Dosya içeriğine ve oluşa uygun olarak” olası kastla insan öldürmekten cezalandırılmaları, işçi katliamlarını önlemede, cezasızlık pratiğine son vermede bir dönüm noktası olabilir.

Bu nedenle ailelerin “Hendek için adalet” çağrısı cevap bulmalıdır:

Patlamada yakınlarını kaybeden aileler ve yaralanan işçiler; yargılamada halkı temsil eden baroları, Türkiye Barolar Birliğini, emekten yana avukatları, hukuk kurumlarını, siyasi partileri, sendikaları, meslek örgütlerini 28 Şubat günü saat 10.00’da Sakarya Ferizli’ye çağırıyor.

* Demokrasi İçin Hukukçular Hendek Davası Komisyonu Üyesi

makale evrensel gazetesinden alınmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

X
X
X
X