18 Haziran 2020, Perşembe

COVİD-19 SALGINININ İŞ KAZASI VE MESLEK HASTALIĞI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

Av. Dilek GÜZEL

Ülkemizin ve çalışma hayatının en önemli sorunlarından birisi de işçi sağlığı ve güvenliği uygulamaları, iş kazası ve meslek hastalıkları sonucu meydana gelen ölüm, yaralanmalar ve hastalıklar olmuştur. Tüm dünyayı etkisi altına alan ve pandemi ilan edilmesine neden olan Covid 19 virüsü nedeniyle, bireysel ve toplumsal sağlığımız ve yaşamımız açık tehdit altında iken, her kesimden “evde kal” çağrıları yapılıp, sokağa çıkma yasakları ilan edilirken çalışmaya devam eden işyerlerinden işçi sağlığı ve iş güvenliği uygulamalarının sözde kaldığı, hastalanan, vefat edenlerin haberlerinin geldiği  dönemden geçiyoruz. Hepimizin,  bireysel ve toplumsal yükü de, sorumluluğu da hiç olmadığı kadar fazla.

“Gerek salgın döneminde çalışmaya devam eden gerekse salgın nedeniyle işe ara verdikten sonra, bir işçinin Covid 19 testinin pozitif çıkması ya da hastalık belirtilerini göstermesi, bu virüse bağlı hastalıklar nedeniyle işe devam edememe ve ölüm hali 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası yasası açısından nasıl değerlendirilmelidir?” sorusu bu günlerde sık karşılaşılan sorulardan birisi.

Mevzuatımızda, iş kazası kavramının geniş olarak ele alınması,  5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda bir olayın iş kazası sayılması için ilgili olayın, işçinin işi ile ilgili olması şartının aranmaması ve Yargıtay içtihatları uyarınca işçinin işyerinde kalp krizi geçirmesinin, domuz gribine yakalanmasının iş kazası olarak nitelendirilmiş olması dikkate alınarak, işçilerin 5510 sayılı Kanun Madde 13’te sıralanan hallerden birinin gerçekleşmesi suretiyle Covid-19 virüsüne bağlı hastalık-ölüm yaşamalarının  iş kazası olarak kabul edilebileceği değerlendirilmektedir.

Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu 07.05.2020 tarih, 2020/12 sayılı Genelge yayınlayarak Covid-19 virüsüne bağlı hastalık ve ölümleri “iş kazası” statüsünden çıkararak,  Covid-19 virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğunu belirtti.  İş kazasının tanımının 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda yapılmış olması, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun yasalarda belirtilen  tanımlara uygun olarak gerçekleşen bir olaya genelge ile ‘iş kazası değildir’ deme hak ve yetkisi bulunmaması, bu genelgenin aktüeryal  dengeler ve siyasi saiklerle çıkarılmış olmasının kuvvetle muhtemel olması, özellikle covid-19 virüsüne bağlı ölümlerde ciddi hak kayıplarına neden olacak olması ve açılacak davaların yıllar sürecek olması  gibi nedenlerle bu genelge hukuka açıkça aykırı ve kabul edilemez niteliktedir.

Bu çalışma kapsamında, gerek  çalışmaya devam eden gerekse salgın nedeniyle  işe ara verdikten  sonra kuluçka döneminde, bir işçinin Covid 19’a yakalanması halinin iş kazası olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, bu değerlendirmenin sonuçları ve işveren açısından sorumluluğun doğup doğmayacağı 5510 ve 6331 sayılı yasalar ve Yargıtay uygulaması açısından değerlendirilecektir.

MEVZUATTA İŞ KAZASI NASIL TANIMLANIYOR?

İş kazası, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. Maddesinde:

“a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,

c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

d) Bu Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hale getiren” olay; 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 3. Maddesinin g bendinde ise “işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olayı” olarak tanımlanmıştır (3/1, g)

Ortaya çıkan olayda, buna bağlı olarak zarar, derhal gerçekleşebileceği gibi, Covid 19 virüsün neden olduğu salgın olayında olduğu şekilde, daha sonra da ortaya çıkabilmektedir. İster aniden ortaya çıksın isterse sonradan, oluşan zarar ile olay arasında uygun illiyet bağı bulunması durumunda, olayın sosyal güvenlik hukuku bakımından iş kazası kabul edilmesi ve buna bağlı olarak da çalışanların COVİD 19 testinin pozitif çıkması halinde işyerlerinden iş kazası bildirimi yapılması gerekmektedir. Bu iş kazasını geçiren kişilerde takip eden süreçte eğer COVID-19 virüsüne bağlı hastalıklar gelişirse bu durumun da iş kazasına bağlı olarak geliştiğinin kabul edilmesi gerekecektir.  Zira, yapılan araştırmalarda, COVID-19 geçirenlerde, akciğer ve kalpte kalıcı hasarlar oluştuğu basına yansımakta olup; virüsün hangi kalıcı hasarlara yol açtığı konusunda henüz bilimsel veriler bulunmamaktadır.

YARGITAY’IN H1N1 KARARI, COVİD 19 VAKALARI İÇİN VERİ

Zararın sonradan ortaya çıkması ve uygun illiyet bağı ile ilgili olarak, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 15.04.2019 Tarih,  2018/5018 E. 2019/2931 K. Sayılı kararı ile,   “… Yasada iş kazası, sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hale getiren olay olarak tanımlandığından, olayın etkilerinin bir süre devam ederek zaman içinde artması ve buna bağlı olarak sonucun daha sonra gerçekleşmesi mümkündür…

Yasanın iş kazasını sigortalıyı zarara uğratan olay biçiminde nitelendirmiş olması illiyet (nedensellik) bağını iş kazasının bir unsuru olarak ele almayı gerektirmiştir. Ne var ki, burada aranan “uygun illiyet (nedensellik) bağı” olup, bu da yasanın aradığı hal ve durumlardan herhangi birinde gerçekleşme olgusu ile sonucun birbiriyle örtüşmesi olarak anlaşılmalı, yasada olmadığı halde, herhangi başkaca kısıtlayıcı bir koşulun varlığı aranmamalıdır…

Somut olayda, tır şoförü olan davacı murisinin 26.11.2009 tarihinde davalı işveren tarafından Ukrayna’ya sefere gönderildiği, 11.12.2009 tarihinde Türkiye’ye giriş yaptığı, Adli Tıp Kurumu raporunda, H1N1 virüsünün kuluçka süresinin 1-4 gün arasında değiştiği, murisin 13.12.2009 tarihli hastaneye başvurusunda belirttiği şikayetlerin hastalığın başlangıç belirtileri olduğu taktirde hastalığın bulaşmasının bu tarihten 1-4 gün öncesinde gerçekleşmiş olacağının bildirildiği, buna göre davacı murisinin, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle Ukrayna’ya yapılan sefer sırasında bulaştığı yukarıda belirtilen rapor kapsamından anlaşılan H1N1 virüsüne bağlı olarak, daha sonra meydana gelen ölümünün iş kazası olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır.” Şeklinde karar vermiştir.[1]

COVİD 19 SAĞLIK ÇALIŞANLARI İÇİN MESLEK HASTALIĞI SAYILMALIDIR

Meslek hastalığı, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 3. Maddesinde “mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalık  (m.3/I-ı)” olarak tanımlanırken,  5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 14. Maddesinde: “sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleri” (m.14/1)  olarak tanımlanmış ve maddenin devamında:

“Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun;

a) Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usûlüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi,

b) Kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi zorunludur…

Meslek hastalığı ile ilgili bildirimler üzerine gerekli soruşturmalar, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla yaptırılabilir.

Hangi hallerin meslek hastalığı sayılacağı, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usûlü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir. Yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda çıkabilecek uyuşmazlıklar, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.”  düzenlemesine yer verilmiştir.

 Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin “tanımlar” başlıklı 4. Maddesinin i bendinde “Meslek hastalığı: Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük hâlleri” olarak tanımlanmış,  17. Maddesi’nde  “1) Hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağı ve bu hastalıkların, işten fiilen ayrıldıktan en geç ne kadar zaman sonra meydana çıkması hâlinde sigortalının mesleğinden ileri geldiğinin kabul edileceği Meslek Hastalıkları Listesine (Ek-2) göre tespit ve tayin” edileceği belirtilmiştir. Yönetmeliğin 18. Maddesinde, Meslek hastalıklarının Meslek Hastalıkları Listesinde;

a) A Grubu: Kimyasal maddelerle olan meslek hastalıkları,

b) B Grubu: Meslekî cilt hastalıkları,

c) C Grubu: Pnömokonyozlar ve diğer meslekî solunum sistemi hastalıkları,

ç) D Grubu: Mesleki bulaşıcı hastalıklar,

d) E Grubu: Fizik etkenlerle olan meslek hastalıkları,

olmak üzere beş grupta toplandığı belirtilmiştir. Söz konusu yönetmeliğin Ek 2 listesinde Covid-19  virüsünün neden olduğu hastalıklar bulunmamakta ise de,   Yönetmeliğin  “Mesleki Bulaşıcı Hastalıklar” başlıklı 19. Maddesinde

(1) Meslekî bulaşıcı hastalıklar Listesinin “D Grubu”nda yer alan bulaşıcı hastalıkların, görülen işin gereği olarak veya işyerinin özel koşullarının etkisiyle oluşması ve enfeksiyonun laboratuar bulguları ile de kanıtlanması gereklidir.

(2) Bu listede yer almayan fakat görülen iş ve görev gereği olarak bulaştığı kesin olarak saptanan diğer bulaşıcı hastalıklar da meslek hastalığı sayılır. Bu husustaki teşhisin laboratuar deneyleriyle kanıtlanması gereklidir. Hastalığın en uzun kuluçka süresi yükümlülük süresi olarak alınır.” düzenlemesine yer verilmek sureti ile yönetmeliğin eki listede yer almayan Covid-19 benzeri bulaşıcı hastalıkların meslek hastalığı sayılması için listede yer alma koşulundan ayrık bir düzenleme yapılmıştır.

Dolasıyla görülen iş ve görev gereği olarak Covid-19 virüs testi pozitif çıkan sağlık çalışanları açısından her hangi bir maruziyet süresi aranmaksızın bu hastalığın meslek hastalığı sayılmasında, kanunen bir engel bulunmamaktadır. Bütün bu nedenlerle, görülen iş ve görevleri nedeniyle Covid-19 testi pozitif çıkan sağlık çalışanlarının, yakalandıkları Covid-19 hastalığının meslek hastalığı olarak kabulü gerektiği kanısındayım.

Nitekim, The National Employment Accident İnsurance Institute Of İtaly (INAIL) tarafından da Covid-19’un doktorlar, hemşireler ve öteki sağlık çalışanları için meslek hastalığı olarak sayılması gerektiği kabul edilmiştir.  (https://ww1.issa.int/news/can-covid-19-be-considered-occupationaldisease) [2]

Ancak, uygulamada gerek doktrin gerekse uygulayıcılar tarafından, sağlık çalışanları yönünden Covid 19 virüsüne bağlı rahatsızlıkların iş kazası mı meslek hastalığı olarak mı olarak kabul edileceği konusunda fikir birliğinin olmadığı tartışmalara yansımıştır.

Dolayısıyla, gerek iş kazası ve meslek hastalığı kavramlarının iç içe geçtiği durumların söz konusu olması gerekse her olayın  kendi içinde değerlendirilmesinin gerekmesi, uygulamada yaşanan belirsizlik ve SGK’nın 2020/12 sayılı genelgesi ile Covid-19 virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğunu belirtilmesi dikkate alındığında, hak kaybı olmaması açısından sağlık çalışanları açısından da, Covid-19 testinin pozitif çıkması veya klinik bulgu olması halinde anlık iş kazası bildirimi yapılmasının uygun olabileceği değerlendirilmektedir.[3]

HASTALIK SİGORTASININ SAĞLADIĞI HAKLAR DAHA SINIRLI

Yasanın 16. Maddesinde “İş kazası veya meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar :

a)Sigortalıya, geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi,

b)Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması.

c) İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanması,

d) Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi.

e) İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesi.” olarak belirtilmiştir.

Bu durumda, işverence olayın iş kazası olarak bildirilmesi halinde sigortalıya, sigortalı olarak çalışma vs. hiçbir   şart aranmaksızın,   sağlık yardımlarının yanı sıra raporlu olduğu ve çalışamadığı her gün için, yasanın 17. Ve 18. Maddelerine göre  hesaplanacak geçici iş görmezlik ödeneğinden yararlanması, hastalığın ilerlemesi ve akabinde bir maluliyet durumunun ortaya çıkması ve  SGK Sağlık Kurulunca sigortalının meslekte kazanma gücünün  en az % 10 oranında azalmış bulunduğunun tespit edilmesi halinde sürekli iş görmezlik ödeneği bağlanması gerekmektedir.  Yine sigortalının Covid-9 virüsüne bağlı olarak ölümü halinde, yasanın 20. Maddesi gereğince, sigortalının hak sahiplerine (eş- şartları var ise çocuk, anne ve babasına), 17’nci madde gereğince tespit edilecek aylık kazancının yüzde 70’i, 55 inci maddenin ikinci fıkrasına göre güncellenerek 34 üncü madde hükümlerine göre ölüm geliri bağlanması söz konusu olacaktır.

Belirtmek gerekir ki, 5510 sayılı yasanın 20. maddesi gereğince, 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanların hak sahiplerine gelir bağlanabilmesi için, kendi sigortalılığından dolayı, genel sağlık sigortası dahil prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması zorunludur.

Olayın iş kazası-meslek hastalığı olarak değil de bulaşıcı hastalık olarak kabul edilmesi halinde ise, 30 gün prim ödeme koşulunu sağlayan işçiler Genel sağlık sigortası kapsamında hastalık yardımından yararlanabilecekler, şartları var ise geçici iş göremezlik ödeneği de alabileceklerdir.

Covid-19’a bağlı ölümlerin iş kazasına bağlı ölüm değil de normal bir ölüm olarak kabul edilmesi halinde ise, ölüm sigortasıyla iş kazası meslek hastalıkları sigortasının hak sahiplerine aylık gelir bağlama prosedürleri farklı olduğundan ölenin yakınları açısından ciddi hak kayıpları söz konusu olacaktır. Zira, hastalığa bağlı ölüm halinde, ölenin yakınlarının ölüm sigortasından faydalanabilmeleri için belli bir süre prim ödeme ve sigortalılık süresi koşulu var iken, iş kazası meslek hastalıkları sigortasından faydalanabilmek için böyle bir sınırlandırma olmadığı gibi, kişinin belli bir süre çalışması, hatta kazanın meydana geldiği anda sigortalı çalışması şartları dahi aranmamakta, herhangi bir şarta tabi olmaksızın doğrudan doğruya hak sahiplerine iş kazası ölüm geliri bağlanması söz konusu olmaktadır. Ayrıca, bazen iş kazası meslek hastalıkları sigortası ile ölüm sigortasının da çakışması söz konusu olmakta, hak sahiplerine hem İş kazası meslek hastalıkları sigortasından hem de ölüm sigortasından gelir bağlanması mümkün olmaktadır. Dolayısıyla, Covid-19’a bağlı ölüm, normal ölüm kapsamında değerlendirilirse, hak sahiplerine ya hiç gelir bağlanmayacak ya da daha düşük gelir bağlanacaktır.

Bu nedenle, ilgili çevrelerce -sendikalar, meslek odaları- SGK’nın Covid-19’a bağlı ölümleri iş kazası saymaması, daha düşük aylık bağlama ve dolayısıyla kurumun aktüeryal dengeleri açısından alınmış bir karar olduğu yönünde eleştirilmekte olup, işçilerin 5510 sayılı Kanun’da belirtilen hallerden birinin gerçekleşmesi suretiyle Covid-19 virüsüne yakalanmaları halinde, işverenlerce iş kazası bildirimlerinin yapılması, bunun yapılmaması halinde sigortalı veya hak sahipleri tarafından SGK’ya  iş kazası şikayeti   yapılmalı,  talebin reddi halinde hukuksal süreç başlatılmalıdır.

İŞVERENİN HUKUKİ SORUMLULUĞU

Pandemi olarak nitelendirilen salgın hastalığın, SGK kurumu açısından iş kazası/meslek hastalığı olarak kabul edilmesi her şart ve koşulda işverenin sorumluluğunu gerektirmemekte olup, işveren davranışı ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının (sebep-sonuç ilişkisinin) bulunması halinde işverenin gerek işçisine gerekse işçinin vefatı halinde hak sahiplerine karşı sorumluluğu söz konusu olacaktır.

Anayasa’nın 12/1 ve 15/2 maddeleri gereğince, işveren işçiye zarar verici her türlü davranıştan kaçınmak, işçinin hayatını, sağlığını, maddi ve manevi kişiliğini korumakla yükümlü olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 114’üncü maddesinde de borçlunun, genel olarak her türlü kusurundan sorumlu olduğu düzenlenmiştir.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili olarak önlem alma, alınan önlemleri uygulatma, uygulanıp uygulanmadığını denetleme, önlemlerin teknolojinin ve tekniğin gelişimine, risklerin özelliklerine göre geliştirip değiştirmekle yetkili, görevli, yükümlü ve sorumlu olanın işveren olduğu düzenlenmiştir. 6331 sayılı yasa işverene genel olarak, mesleki riskleri önleme, bilgilendirme, eğitim verme, eğitim maliyetini karşılama, risk değerlendirmesi yapma, işyerindeki çalışma ortam ve koşullarının sağlıklı ve güvenli olmasını sağlama, çalışanların işyerinde karşı karşıya kalacakları sağlık ve güvenlik risklerini dikkate alarak sağlık gözetimine tabi tutulmalarını sağlama, denetleme, gerekli araç ve gereç sağlama, bilimsel ve teknolojik gelişmeleri sürekli değerlendirerek alınabilecek her türlü önlemi alma,  şartları var ise işyerinde “iş sağlığı ve güvenliği kurulu” oluşturma gibi yükümlülükler getirmiştir. Dolayısıyla işverenlerce, Covid-19 kapsamında sadece mevzuatta belirtilen önlemlerin değil, kamuoyunda salgın hastalığa yakalanmayı önlemek için önerilen her türlü önlemin alınması gerektiği, çalışma düzenini bu önlemlere uygun olarak kurması gerektiği tartışmasızdır.

Covid-19 virüsüne yakalanan kişilerin hangi organlarında zaman içinde ortaya çıkabilecek sorunlar yaşayıp yaşamayacağı, yaşayacaksa nasıl sorunlar yaşayacakları, bu sorunların çalışma gücüne etkisinin ne olacağı bilinmemekte olup, işverenin iş sağlığı ve güvenliği kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi, iş kazasının, meslek hastalığının ve buna bağlı olarak zararın  meydana gelmesinde kusur ve ihmalinin bulunması halinde, sosyal güvenlik kurumu tarafından karşılanmayan  maddi  zararın ve ayrıca manevi zararın giderilmesi  yükümlülüğü bulunmaktadır.

Burada çalışanın söz konusu salgın hastalığa iş yerinde çalışırken mi, iş yerine gidiş gelişi esnasında mı yakalandığı tartışması yapılmaktadır. Covid-19’un kuluçka süresinin uzun olması ve çok hızlı şekilde başka birine bulaşıyor olması sebepleriyle çalışanın Covid-19’ a ne zaman, nerede, nasıl, kimden veya hangi sebepten yakalandığının tespiti günümüz tıp teknolojisinde pek mümkün görünmemekte olup, her olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi ile işverene kusur atfedilebileceği gibi kaçınılmazlık unsurundan da söz edilebilmesi mümkün olacaktır.

Son olarak belirtmek gerekir ki; Dünya Sağlık Örgütünün “pandemi” ilan ettiği, başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere tüm devlet kurumlarından, Bilim Kurulundan evde kal çağrılarının yapıldığı, eğitim ve yargı sisteminin dahi evden çalışma şekline dönüştüğü, yargısal sürelerin durdurulduğu,  sokağa çıkma yasaklarının getirildiği, şehirlere giriş çıkışların yasaklandığı, virüsün bulaşmaması için mutlak temassızlığın önerildiği, esnek çalışma, evden çalışma, kısa çalışma vs. yöntemlerin uygulandığı bir ortamda toplu olarak çalışılan, yemek yenilen, servise binilen işyerlerinde çalışan işçilerin Covid-19 testlerinin pozitif çıkması halinde, fiili karine olarak, bulaşı işyerinden aldıklarının ve bunun iş kazası olduğunun kabulünün hukuka, hak ve nesafete uygun olacağı,  işverence ilmin ve fennin gerektirdiği her türlü önlemin alındığının ve karinenin aksinin ispatlaması halinde işverenin sorumluluğunun söz konusu olmayacağının  kabul edilmesi gerektiği kanaatinde olduğumu belirtmek isterim.

Hepimizin sağlıklı günlere uyandığı ve hiçbir çalışanın iş kazasına-meslek hastalığına maruz kalmadığı günlerde buluşmak dileği ile …

[1] http://www.calismatoplum.org/sayi64/xyz/13-37.pdf

[2] Av. Hacer Tuna Eşitgen/14.04.2020 tarihli çalışması.

[3] İzmir Tabip Odası İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimleri Komisyonu açıklaması.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir