27 Ocak 2022, Perşembe

EŞİTLİK, ADALET ve ÖZGÜRLÜK İÇİN BİRLİKTE MÜCADELEYE!

Bir adli yıla daha, demokrasinin, yargının ve savunma mesleğinin birikmiş sorunları ile birlikte giriyoruz.

Hakim-savcıların mesleğe alımından tayin ve terfilerine kadar bağımsız yürütülmesi gereken tüm süreçler, siyasi iktidar tarafından belirlenmektedir. Tek adam yönetimi altında,  yargı bağımsızlığı tamamen ayaklar altına alınmıştır.

Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının tanınmayabildiği bir düzende, temel hak ve hürriyetlerin güvence altında olduğundan bahsetmek mümkün değildir.

Avrupa Konseyi 2020 ceza istatistikleri raporuna göre Türkiye, her 100 bin kişiye düşen tutuklu ve hükümlü sayısında ilk sırada yer almaktadır. AKP’nin iktidara geldiği 2002’den bu yana cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı 5 kat artmıştır. Düşman ceza hukuku pratikleri ile cezaevinde tutulan muhalifler için 12 eylül dönemini aratmayan tecrit ve kişilik yok etme uygulamaları, yeni infaz yasası ile temel infaz biçimi haline getirilmiştir. Hasta mahpuslar cezaevlerinde ölüme terkedilmektedir.

Gazeteciler, sendikacılar, hak mücadelesi verenler, sosyal medya kullanıcıları düşüncelerinden dolayı yargılanıp tutuklanırken, bir suç örgütü liderinin ifşaları ile ağır cezalık suçlar işlediği ayyuka çıkan AKP yöneticileri ve bürokratlara karşı Cumhuriyet Savcılıkları üç maymunu oynamaya devam etmektedir.

Uluslararası alanda suç işleyen, başka ülkelerce de aranan hırsız ve dolandırıcılar,  Türkiye’ye iade edilip AKP yargısı tarafından yargılanabilmek için çırpınmakta, ciddi mücadeleler vermektedir.

Siyasi iktidar halkın adalete olan güveninin azalmasını AVM görünümlü Adliye Sarayları yaparak giderebileceğini sanmaktadır.

Yargıyı tamamen ele geçirme hedefinin önünde bir engel ve “son kale” olarak görülen savunma mesleğini parçalamak için Çoklu Baro Yasasını çıkaranlar, şu ana dek umduğunu bulamamıştır.

Siyasi iktidarın inşa ettiği bu düzende, ekonomik sıkıntılar ve mesleki tatminsizlikle bunalıma düşen genç avukatlar, intiharı tercih eder hale gelmektedir.

Her şeye rağmen karamsar değiliz. Yeni adli yılın, yargının siyasi iktidarın infaz masası olmaktan çıktığı, baskıcı ve otoriter uygulamaların son bulduğu; eşitlik, adalet ve özgürlük taleplerinin gerçekleştiği bir dönem olması için hep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

X
X
X
X