18 Haziran 2020, Perşembe

HALK İRADESİ DARBELİ, SİYASET TUTUKLUDUR

Siyasi iktidar, siyasi muhalefeti siyaset dışı baskı yöntemleriyle ortadan kaldırmakta çeşitli adımlar atmaktadır. Seçim sistemi zaten adil değildir. Cumhurbaşkanlığının denetim dışı bütçesi, örtülü ödenek ve devlet olanaklarının iktidar partisi lehine hukuksuzca kullanılması nedeniyle adil değildir. Seçim takviminin tümüyle siyasi iktidarın tercihleriyle altüst edilmesi nedeniyle adil değildir. Seçimler boyunca, neredeyse tüm devlet kurumlarının iktidar partisinin propaganda aygıtı gibi çalışması nedeniyle adil değildir. Resmi hazine yardımlarının dağıtılmasındaki sistemin, zaten gücü gözetmesi nedeniyle adil değildir. Seçimler boyunca TRT başta olmak üzere merkez medya ve havuz medyasının sadece iktidar bloku lehine yayın yapması, az sayıdaki muhalif medyanın ve sosyal medya kanallarının polis-asker zoru ve iktidar sopası haline getirilmiş yargı eliyle susturulduğu koşullarda, “serbest propaganda” olmaması nedeniyle adil değildir. Kürt illerinde neredeyse her seçim döneminde muhalif parti üye ve yöneticilerinin kitlesel olarak gözaltına alınması, zorla sandık taşınması, sandık başlarında güvenlik güçleri eliyle iktidar baskısı kurulması nedeniyle adil değildir.

Tüm bu eşitsizlik ve baskı ortamına rağmen muhalefet lehine gerçekleşen seçim sonuçları ise, siyasi iktidar tarafından seçim dışı yöntemlerle ortadan kaldırılmaktadır. Anayasaya aykırı bir şekilde, Anayasaya monte edilen bir geçici madde ile, yüzlerce yıllık demokrasi mücadelesinin bir kazanımı olan yasama dokunulmazlığını ortadan kaldırarak iktidarın siyasi muhalefete yönelik operasyonlarına zemin oluşturulmuştur. Ne yazık ki ana muhalefet partisi CHP’nin de desteğiyle gerçekleşen HDP’li vekillere yönelik bu siyasi darbe sürecinde CHP milletvekilleri Eren Erdem ve Enis Berberoğlu da benzer bir hukuksuzluğa uğramıştır. Bu siyasi darbe, 4 Kasım 2016’da tek merkezden verilen siyasi talimatlarla harekete geçen yargı mensupları aracılığıyla HDP milletvekillerinin ve belediye yöneticilerinin topluca tutuklanmasıyla, yerelde kayyım atamalarıyla sonuçlanmıştır. AİHM’in Demirtaş kararında “18. madde ihlali siyasi nedenli kötüniyetli tutuklama” olarak tarihe geçen bu süreç, yeni seçim döneminde de devam etmiştir.

Son yerel seçimlerde muhaliflerin kazandığı batı metropollerinde sandık sonuçlarını tanımama ve yeniden sayım, sonuç alınamayınca da yerel yönetimlerin çalışmasını türlü yöntemlerle engelleme; HDP’nin kazandığı illerde ise seçilmişlerin görevden alınıp, kumpas davalarla tutuklanması, kayyum idaresi temel yöntem olmuştur. Öyle ki, 45 Kürt belediyesinde, olağan usul olan belediye meclisi arasından seçim yapılmasına da izin vermeyip fiili durum yaratılarak atanmış merkezi iktidar memurları tarafından yönetmedeki ısrar, halk iradesine yönelik fiili bir darbedir.

Son olarak, CHP milletvekili Enis Berberoğlu ve HDP milletvekilleri Leyla Güven ile Musa Farisoğullarının kesinleşmiş cezaları, yasaya aykırı olarak Mecliste okunmak suretiyle milletvekillikleri düşürülmüş ve HDPli vekiller tutuklanmıştır. Milletvekilleri hakkında verilen mahkumiyet kararları, bağımsız bir yargılamanın ürünü değil, siyasi bir zorun yargı mensupları eliyle gerçekleştirildiği infaz pratiklerinin sonucudur, hukuksuzdur.  Kaldı ki, milletvekili seçilmekle dokunulmazlık kazanır ve hakkında milletvekili olmadan önceki bir suçlama nedeniyle kesinleşmiş bir mahkeme kararı olsa dahi, bunun infazı yasama döneminin sonuna bırakılır. Daha önce HDP milletvekili Figen Yüksekdağ’ın vekilliğinin düşürülmesinde işletilen bu hukuksuz oyun, bugün muhalefetin 3 vekilinin iktidar çoğunluğunu temsil eden Meclis başkanlığı eliyle yeniden sahneye konulmuştur.

Bu yöntemler;  tarihte her türlü ifade özgürlüğünün, demokratik sistemin asgari ölçütü olan seçim ve hukuk güvenliğinin ortadan kaldırıldığı tek parti, parti/devlet diktası pratikleridir. Bu tablonun demokrasi olarak adlandırılması mümkün değildir. Artık ortada bırakalım gerçek bir demokrasiyi, ortada bir sandık demokrasisi dahi kalmamıştır. Enis Berberoğlu’nun Covid 19 tedbirleri nedeniyle geçici olarak serbest bırakılması ise bu vahim tabloyu hafifletmiyor. Demokrasi İçin Hukukçular olarak, halk iradesine yönelik bu darbeyi ve siyasi muhalefetin tutuklanmasını kınıyor, demokrasi mücadelesinde dayanışma içinde olacağımızı duyuruyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir