15 Eylül 2022, Perşembe

KEYFİ SORUŞTURMAYA KARŞI ANKARA BAROSUNUN YANINDAYIZ!

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, eşcinselliği ve nikahsız beraberlikleri hedef alan sözleri; cinsel yönelimi ve hayat tarzı üzerinden belirli toplumsal kesimlere karşı aşağılayıcı ve nefret içeren bir söylemdir.

Ali Erbaş; dini inancı olan ve olmayan, farklı inanç kesimlerinden insanların vergileriyle maaşı ödenen bir devlet memurudur. Esasen Diyanet İşleri Başkanlığı gibi, dinsel yetkiler kullanan bir kurumun, laik devlette yeri olmaması gerekir. Ancak, halihazırda kamusal bir otoriteyi kullanmakta olan bu kurumun; laiklik ilkesini, Anayasanın, uluslararası sözleşmelerin güvence altına aldığı temel insan haklarını yok sayan bir fetva makamı gibi hareket etme yetkisi de yoktur.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin ilk 2 maddesi her insanın hakları ve onuru bakımdan eşit olduğunu tanımlayarak, her türlü ayrımcılığı yasaklar. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 13. maddesi, keza Anayasanın 10. maddesi de eşitlik ve ayrımcılık yasağını içermektedir.

Diyanet İşleri Başkanı hakkında, Anayasa ve uluslararası sözleşmelere, insan onuruna aykırı nefret söylemi nedeniyle soruşturma açılması gerekir. Bu söylem, temsil ettiği otoritenin gücü, içeriğindeki harekete geçme çağrısı ve pek çok acı örneği yaşanmış nefret suçları hatırlandığında; bir toplumsal kesime yönelik can güvenliği tehdidi içeren saldırıları teşvik etmektedir. TCK 216. maddesi kapsamında suç oluşturmaktadır.

Eğer Anayasanın 2. maddesinde yazılı olduğu gibi “insan haklarına saygılı”, “laik”, “demokratik”, “hukuk devleti” var ise; bütün bu anayasal ilkeleri ve TCK 216. maddesini açıkça ihlal eden Ali Erbaş hakkında soruşturma açılması, idari olarak da görevden alınması gerekirdi.

Ancak, önce Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın ve Adalet Bakanlığından başlayarak iktidar yetkilileri, Ali Erbaş’ın ayrımcı sözlerini aynı dini referanslarla savunmuş, bunu eleştirenleri ise hedef göstermiştir. Bu açıklamalar; Anayasanın laiklik ve hukuk devleti ilkesini aynı ölçüde ihlal ettiği gibi yargıya talimat niteliğindedir.

Ankara Başsavcılığının, Ali Erbaş’ın açıklamalarını eleştiren Ankara Barosu hakkında  soruşturma açması, laik toplumsal yaşamı savunanlara yönelik gözdağıdır ve görevin kötüye kullanılması niteliğindedir.

Ancak bilinmelidir ki demokratik ilkeleri, laikliği, temel insan haklarını, insan onurunu savunan kurumlar ve bireylerin susturulması mümkün olmayacaktır. Ankara Barosu yalnız değildir. Kaynağı ne olursa olsun her türlü tahakkümü reddediyoruz.

Başsavcılık, Ankara Barosu hakkındaki hukuksuz soruşturmaya son vermeli, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ve onun söylemini tekrar edenler hakkında soruşturma açmalıdır. Başsavcılık, Diyanet İşleri Başkanı ve aynı nitelikte açıklama yapan her yetkili; devletin dini kurallara değil, evrensel hukuk ilkelerine uygun davranma yükümlülüğünü unutmamalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

X
X
X
X